Sevgi - DAGANER GURUBUNA ÜYE OL.. - Blogcu

Generate Your Own Glitter Graphics @ GlitterYourWay.com - Image hosted by ImageShack.us

Glitter Text Generator
Glitter Text Generator



DAGANER GURUBUNA ÜYE OL..

3/1/2010

İNSAN GİBİ İNSAN O;

 

İNSAN GİBİ İNSAN O;

Kişilikli bir insan. O' onurlu bir insan. O' gururlu bir insan. En önemlisi insan gibi bir insan.

İnsanlara olan bütün güvenimin sarsıldığı, kendimi herkese kapattığım bir dönemde karşılaştım O'nunla.

Hani insanı insan yapan değerler vardır; Gururlu ve onurlu olmak gibi.
Kendinden emin olmanın verdiği naif'liğe sahip olmak gibi. Vicdan ve merhamet duygularına sahip olmak gibi. O bunların hepsine ve daha fazlasına sahipti.

Arkadaşlikların, dostlukların, güvenin, sevginin ve saygının sorumsuzca tüketildiği.... İlişkilerin tamamen menfaat ve çıkar ilişkilerine dönüştüğü bu ortamda O'nunla karşılaşmak benim için büyük bir şans oldu. Teşekkürler "GÜZEL İNSAN" Seni tanıma şansını bana verdiğin için teşekkürler.

O'nu yazmak isteyişim bu yüzdendir. Böyle bir yüreği, böyle bir asaleti, en önemliside böyle bir insanı başkaları da tanısın istedim. Tanısınlar ki yüreklerine insanlık tohumları ekilsin.

İlk bakışta anlayamazsınız onu, tek kaşı yukarda, anlaşılmayacak kadar ters biri olarak görürsünüz . Çünkü bu yönüyle yaklaşır insanlara.

Düşünürsünüz, "Karşısındakinin sabrını mı ölçmek istiyor ya da kendisine verilen değerin ne kadar süreceğini mi bilmek istiyor. Bu yüzden mi böyle yaklaşıyor diye." Ya da, "çok kaprisli, kendini beğenmiş ukala" diye düşünebilirsiniz.

Hani bazı anlar vardır; Bakarsın ve gördüğünü yakalarsın ya, ben de öyle bir an yakaladım O'nun bakışlarında.
İçinde öyle güzel sevgi ışıltıları vardı ki; yüreğinin bütün güzelliği sanki gözlerinde yazılıydı. O an nasıldı? Nasıl duygular içerisindeydi? Bilinmez. Ama ben o bakışlarda sevgisinin büyüklüğünü ve ulaşılmazlığını, yaşanmışlıklarının vaktinden önce olgunlaştırdığı o kocaman ve güzel yüreğini gördüm. Sanki onu yıllardır tanıyormuşum gibi....

Aslında O anlaşılması çok zor bir insandır. Kendisi, kendi için çok önemlidir. Onun içindir ki duygularını asla belli etmez. Kaldı ki ifade etmesini beklemek, çok büyük bir yanlışlık olur. O'nu, onun gözüyle görmek, yaşamak, hissetmek gerekir.

Bu o kadar kolay mı? Tabii ki değil, hem de hiç kolay değil. O da bunu çok iyi biliyor. Çok iyi bildiği bir şey daha var ki O' özel biridir. "Bunu da her duruşuyla, tavırlarıyla ve konuşmalarıyla adeta haykırır çevresine". Ama O' sevdiklerini de çok özel biri yapandır aynı zamanda.

Ancak sevgisini çok da savurgan kullanmaz. Hiç bir duygu karşılıksız kalmaz onda. Yeter ki vazgeçilmeyecek biri olsun sevdiklerinin nazarın da, yeter ki emek verilsin sevgisine ve yine yeter ki O' hissetsin bütün bunları.İşte o zaman dünyanın bütün güzelliklerini ayaklarınızın altında görürsünüz. Böyle bir güzelliği hissetmek için emek vermeye değmez mi sizce de?

Sevgisi bu kadar yüce olan bir insanın, ya sevgisizliği nasıl olur? Hiç düşündünüz mü?
Buz gibi soğuk, bıçak kadar da keskin. Peki sizce de doğal değil mi bu?

Sen, içindeki sevginin en güzelini, en verilmezliğini ver.... Birileri gelip bu güzellikler ve incelikler karşısında bütün kıymet bilmemişliğiyle şımarsın ya da gaflete düşsün!!.. Aman Allah'ım....İşte bu bakışları da gördüm ben O' insanda. Ürperdim açıkçası.... Çünkü, o bakışlarda ki soğukluk korkunç boyutlardaydı. "YANLIŞLARAASLAAFYOK". Böyle haykırıyordu bakışları

Neden? diye sordum, kendi kendime.... Bir cevap bulmaya çalıştım ve sonunda eğrisiyle, doğrusuyla şu kanıya vardım;

-"Bu insan; kendi gibi bir benliği bulamamışlığın yorgunluğunu taşıyor".

-"Kişiliğini oluşturan değerlerine hoyratça saldırıda bulunulmuş".

-"Güveni istismar edilmiş".

-"Doygunluğunu yaşadığı her konuda ihanete uğramış".

-"Sevmeyi bu kadar güzel bilirken, sevilmek duygusunu yitirmiş".

-"Sonuçta, hiçbir değere inancı kalmamış, ruhunu besleyen imanı dışında".

İhtimalleeer... İhtimaller. İşte ancak böyle ihtimaller yürütürüz O'nun için.

"Acaba ruhunun derinliklerinde neler yatar? Tanrım bir bilebilsem? Bir çözebilsem?" diye söylenip durursunuz.
Nafile.... Onu çözmeye, yüreğini görmeye çalıştığınızda, koşarak uzaklaşır sizden.
O', aslında sevginin anlamını yitirmiş insanların arasında, kendi yüreğinde ki güzel sevgiyi bulmak, sevilmek sadece sevilmek istemektedir. Ve sevilirken, sevilmeyi kimseyle paylaşmak istememektedir. O' sevgisini, sevildiği kişidenbaşkasıyla paylaşmayı asla düşünmemektedir.

Gerçekten bumudur isteği? Kulağa ne kadar bencilce geliyor değil mi?
İnsanları bu kadar küçük görmesi mümkün mü?
Neden olmasın? Eğer insanlar onun ruhunun güzelliklerini aptalca egoları ve gözlerini bürüyen kıskançlık hırsıyla harcamaya kalkışmışlarsa, neden o da insanları küçük aptallar olarak görmesin?

Belki de şöyle haykırıyordur;
-"Be hey gafiller, sizler beni ne zannediyorsunuz?
Ben sizlere önem vereyim, en güzel duygularımla seveyim. Sizleri ciddiye alıp, çok kıymetli ömrümden zaman ayırayım. Sahte olabileceğine ihtimal vermediğim güzel sözlerinize kıymet biçeyim. Hepsinden önemlisi kalbimin güzelliklerinde sizlere yer vereyim. Karşılığında sizler, ruhunuzu esir alan şeytana yenik düşüp benim bu güzel değerlerimi çiğneyin.

Hemen akabinde de "hatalar insanlar içindir" mantığıyla ve bütün utanmazlığınızla, af dilemek yüzsüzlüğünü gösterin. Madem ki o kadar çok sevip değer veriyordunuz, hangi akla hizmet bu güzellikleri yok etmeye kalkıştınız? Ya da hangi şuursuzluğun gafletindeydiniz? Siz de hiçdüşünce diye bir kavram yokmudur?

Belki de böyle haykırıyordur. Kimbilir...

Her zaman söylerim, "insanlar canlılar aleminin en "asil" ama bir o kadar da en "aşağılık" varlıklarıdır. İşte bu insan, "asil" ruhlar gurubundan yaratılmış bir insan. O'nun bu asilliğini anlayamamış olan "aşağılık" ruhlar, belki de onu mutsuz ederek cezalandırdıklarını düşünüyorlardır. Tıpkı ciğere uzanamayan kedi misali.

Oysa ki O' sadece çevresini saran "bakterilerden" Tanrı' nın da izniyle zamanında arınmış olmanın huzurunu yaşıyor. Ne yazık sizlere ki, çok şeyler kaybettiğinizi anladığınız da, artık zaman da çok geç olmuş olacak.

İnançlarım doğrultusun da bildiğim bir şey var ki, o da yapılan hiçbir şeyin karşılıksız kalmadığıdır. Tanrım onu bütün kötülüklerden korusun, sizlere de hakettiğiniz cezayı versin.

Şunu bil ki güzel insan; bugünde, yıllar sonra da, dünyanın neresinde olursan senin için endişe eden, senin için dua eden biri olacak.

Evet "güzel insan", "insan gibi insan" sen hiçbir zaman değişme olurmu. Kimseye, canım diyenlere bile, kendinden fazla asla değer verme. Verme ki o güzel duyguların, o güzel ruhun daha fazla incinmesin. Ta ki biri çıkıp sana, göğsünü gere, gere "işte buradayım; sadece senin duygularını istiyorum. Onu yüceltmek ve ömrümce sevmek için buradayım. Sevilmeyi haketmek için buradayım. Seni sen olduğun için seviyorum" diyene kadar da, bunu ispat edene kadar da, kimseye kendinden fazla değer verme. Verme ki, sevmek dediğimiz, ama anlamını şuursuzluklar da ve bencilliklerde harcadığımız o değerli anlam, senin erdeminde, kişiliğinde ve insanlığın da bir değer kazansın.

"ÇÜNKÜ SEN, İNSAN GİBİ İNSANSIN"


3/1/2010

Bir Zamanlar

 
 
 
 
Dışarıda kar...
Ama kuzine içten içe öyle yanıyor ki.
Kuzinenin üzerinde demir maşa...Maşanın üzerinde de ekmek dilimleri.
Aydınlık bir kış sabahı ve kızarmış ekmek kokusu...
Sucuk lükstü.
Yumurta lezzetli.
Ekmek her zaman ekmek gibi...
Bir kez olsun kümesten yumurta almamış, bir kez olsun o kızarmış ekmeğin kokusunu duymamış ve fakat alışveriş merkezlerinin restoran katlarında, boğucu bir gürültü ve havasızlık içinde hamburger keyfine fit olmuş çocuklar ve gençler için ben ne kadar yaşlıyım...


Lezzet bir tarafa, kokuya da hasret kalacağımız kimin aklına gelirdi?
Ekmeklerimiz el değerek üretilirdi, sağlıklıydı, lezzetliydi ve mis gibi kokardı.
Çay da kokardı...
Domates de...
Bütün bu nefasete, küçücük bir bakkal dükkânının zenginliği yetiyordu.
 
3/1/2010

SEVGİLİ DOSTLARIMA.......

 

Bir insanın yaşayabileceği en büyük pişmanlık ; “ömrünün sonuna vardığında rüyalarını yaşamamış olduğunu görmektir…” Ömrünün sonuna hatta ortasına gelip bir sabah uyandığında, cesaretli davranmadığını, yıldızlara uzanmadığını, potansiyelinin onda birini bile gerçekleştirmediğini fark etmek, insanın kalbini kırar… Bu konuda bana güven! Örneklerini her gün görüyorum. Ömrümüzün sonunda yüreğimizi pişmanlıkla dolduran şey, aldığımız riskler değildir. En büyük hüznü hissetmemize yol açan şey, almadığımız riskleri, kaçırdığımız fırsatları, yapmadıklarımızı düşünmektir… Hayatını “çekingen” biri olarak yaşama dostum… Çık arenaya, eleştirileri unut! Sana verilen günlerin armağanıyla özgürce ve büyük oyna…
Hayat kısa, yıllar tıpkı sıcak kumsalda parmaklarının arasından akan kumlar gibi çabucak kayıp gidiyor… Sen parıldamak, yeteneklerini gün ışığına çıkarmak için yaratılmışsın…
The Cell
Hayatta birtek başarısızlık vardır , o da denememektir…
En büyük başarısızlık, en yüce oyunu oynamak istememek, seni ürküten yerlere doğru yürümemektir…”
 
RÜYA


Yine bir gün daha geçti hayalinle sensiz

Yine sensiz akşamlar, yıldızsız geceler

Yine hayaller, yine rüyalar, sonu olmayan ümitler

Dört duvar arasında geçmişiyle yaşayan sadece biz

Sonu gelmeyen düşünceler karmakarışık

Sonu olmayan bir yol çıkmaz sokak

Bir ucunda sen, bir ucunda ben

Ne zaman elimi uzatsam koparıyor melekler

seni benden


Bir ona bakıyorsun bir bana

Kalmışsın iki sevda arasında

Ayakların bana gelmek istesede

Yine yalnız kalan sensin sevdalı kadın anlasana

Gönül söz dinlemiyor dikenli dallara konuyor

Denizler kadar büyük sevdan bir rüya uğruna yanıyor

Yine yanlış kapı çaldın, geçmişe daldın

O kadar acıdan sonra deli gönül hala uslanmadın


Bir gün belki bir gün seni seviyorum diyeceğin bir kişi

Bir gün belki bir gün bende seni seviyorum diyecek bir kişi

Bütün benliğim ve bedenime sahip olacak bir kişi

Ne zaman ne zaman bence sadece rüyalarda o kişi

Growing at night

Beni öpüyor, okşuyor, bütün benliğimle hissediyorum

Kurumuş dallarımı yeşertiyor, yeniden güller açıyorum

Başımı omzuna koymuşum, en güzel aşk nameleri dinliyorum

Aşkıyla öyle coşmuşum ki, içmeden sarhoş oluyorum


Ayaklarım yerden kesilmiş, gönlüm havalarda

Bir anda zannettim kendimi on yedi yaşında

Delice sevdalanmış bir genç misali

Haykırıyorum sana aşığım diye kollarında

Birden koca bir boşluğa düştüğümü hissediyorum

Bir uyandım ki yatağım boş, odam boş, kollarım boş

Bir baktım ki sarıldığım sadece yastığım

Anladım ki geçmişe dalıp yine kötü bir rüya gördüm


Değişen ne varki hayatımda her şey boş

Hayat boş, yaşamak boş, sevmek boş

Zaman gelip geçiyor, gençlik gidiyor, yaşam bitiyor

Geride kalan sadece anılar, seninle geçen rüyalardaki geceler

Untitled

Kalkıp şöyle bir yatağıma oturuyorum

Etrafıma baktığımda, yavrularımın bana baktığını görüyorum

Gönülden seven, sevgiye susamış iki tane melek

Viran kalbinde birazcık sevgi kalmışsa sen bunları sula diyorum


Hayatımın en güzel çiçeği onlar

Dilerim onlar sevgiyi, aşkı doyumsuzca yaşar

Benim tatmadığım mutlulukları yaşasın onlar

Tadımlık olan sevgimin, doyumsuz aşkları benim onlar………….

-RÜYA-
31/12/2009

MUTLU YILLAAAAR…

 

             

 

 
BEN DOSTLARIMI NE KALBİMLE NE DE AKLIMLA SEVERİM.
OLUR YA…
KALP DURUR…
AKIL UNUTUR…
BEN DOSTLARIMI RUHUMLA SEVERİM…
O NE DURUR, NE UNUTUR…

MEVLANA

BENİ SEVEN TÜM DOSTLARIMIN YENİ YILINI KUTLARIM. 2010 HERBİRİNİZE HAYATTA EN ÇOK İSTEDİĞİNİZ ŞEYİ GETİRSİN. SİZLERİ SEVİYORUM…
MUTLU YILLAAAAR…

31/12/2009

Nice mutlu yıllar olsun..


 


BYİNE BİRYIL YILBAŞI GELDİ BU YILBAŞI SEVDİKLERİNİZLE MUTLU HUZURLU BİR YILA BAŞLANGIÇ YAPMANZI VE SENENİZİN AYNI GÜZELLİKTE GEÇMESİNİ DİLİYORUM HER YENİ YIL BASKA BİR GÜZEL..




« Önceki::