5/5/2008
BU GÜN HIDIRELLEZ
Kategori: faydali yazilar
Türk Kültüründe Nevruz ve Hıdırellez Şenlikleri
NEVRUZ (YENİ GÜN) BAYRAMI
Yüzlerce yıldan beri hiç aksatılmadan ve değiştirilemeden sürdürülen inanışlara
bağlı halk takvimi içindeki kutlamaların önemli bir örneği de nevruz adıyla
bilinir. Kelime Farsça kökenli olup, "yeni gün" anlamına gelir. Bu terim kış
mevsiminin sona erip, yaz mevsiminin gelişini belirtmek için kullanılan, yeni
yılı gösteren bir terimdir. Avrupa ve Asya’nın belirli bir coğrafya kuşağında;
Çin’de, Hint’te, Orta Asya’da, İran’da, Kafkaslarda, Mezopotamya’da,
Türkiye’de, Balkanlarda ve Orta Avrupa ülkelerinde, bu mevsim başı ile ilgili
törensel uygulamaların eski tarihlerden beri yapıldığı bilinmektedir. Doğanın
yeniden canlanması, sıcaklığın artması, yağmur ve güneşin bereket getirmesi,
ürünlerin daha bol alınması düşüncesi, nevruz/yeni gün kavramının bir bayram,
bir eğlence ve kutlama, bir barış ve dostluk yaratma, bir gönül alma
eylemine dönüşmesine yol açmıştır.
Orta Asya, Orta Doğu ve özellikle de Türkiye, nevruzu/yeni günü, insanların
birlikte olma, birlikte kutlama, paylaşma, dayanışma, kötülüklerden ve
günahlardan arınma vb. düşünceler içinde kutladıklarını görüyoruz.
Kibirden, egoizmden, ihanetten, adaletsizlikten, hakaretten, öç almadan uzak
kalarak bireyin diğer insanlarla, eşdost ve akrabalarıyla beraber eğlendiği;
bereket vaad eden yeni yılın bu ilk gününün yeryüzüne mutluluk, rahmet ve
iyilikler getirdiği inanışı içinde sevinçle yaşama arzusunu paylaştığı, birçok
yöredeki uygulamalarda görülmektedir.
Nevruz’a hazırlık döneminde önce evin, ambarın, kilerin, deponun, ahırın, ağılın
ve diğer barınakların dipten köşeden temizlenmesi, insanların bedenlerini
baştan ayağa yıkayıp paklaması gerekir. Havanın 20-21 mart günlerinde daha
henüz tam ısınmaması yüzünden, ateş öğesi Nevruz’da önemli bir rol oynar.
Ateş bir yanıyla günahlardan temizleyici olduğuna inanılan bir kuvvettir.
Bu bakımdan evdeki ocak hiç söndürülmez, alanlarda veya uygun yerlerde ateş
yakılır, üzerinden üç kez atlanır, tütsülenilir ve böylece insan günahlarından da
arınmış olur.
Nevruz ortaklaşa yapılan yemek hazırlıklarıyla da, dostlukları pekiştirir.
Önceden kararlaştırılan yeşili bol, ağaçlıklı bir yerde pişirilen yemekler hep
birlikte yenir, mâniler-türküler söylenir, dualar edilir, ölmüşler için hayırlar
yapılır, sadakalar dağıtılır, yoksulların gönlü alınır, onların istekleri yerine
getirilmeye çalışılır. Böylece toplum içinde bir dostluk ve beraberlik havası
eser, herkes mutlu ve sevinçli olarak evine döner.
Nevruz inancının kökenleri olarak araştırmacılar çok değişik olayları
belirtmişlerdir. Bunlar arasında en yaygın rivayetler, Allah’ın yeryüzünü gece
ile gündüzün eşit olduğunda yarattığı gün; Hz. Âdem’in yaratılması için
çamurunun yoğrulduğu gün; Âdem ile Havva’nın Cennet’ten sürgün
edilmelerinden sonra pişman olmaları üzerine Allah tarafından affedilip
yeniden buluşturuldukları gün; Hz. Nuh’un gemisinin tufandan sonra Ağrı
dağına konmasıyla Hz.Nuh’un karaya ayak bastığı ilk gün; Hz.Yusuf’un
kardeşleri tarafından atıldığı kuyudan kurtarıldığı gün; Hz. Musa’nın Kızıldeniz’i
yarıp geçtiği gün; Hz. Ali’nin doğum günü; Türk boylarının çoğalıp sığmaz
oldukları vadiden bir demircinin tavsiyesiyle demir dağını eritip dışarı
çıktıkları Ergenekon günü; Hz. Ali ile Hz. Fatma’nın evlendikleri gün;
Hz. Yunus’un yunus balığının karnından çıkıp, karaya ayak bastığı gün;
Türklerin 12 hayvanlı takviminin ilk günü vb. olarak belirlenmiştir. Edebiyatta ise
çeşitli adlar altında bilinen Nevruz’a değişik bölgelerde de farklı adlar verilmiştir.
Söz gelimi, Yengi Gün, Bahar Bayramı, Meyrem, Mart Dokuzu, Baba Marta,
İlk Yaz Yortusu, Sultan Nevruz, Ulusun Ulu Günü, Hıdır Nebi Bayramı,
Teze Yıl vb. bu adlar arasındadır.

Genellikle tarım ve hayvancılıkla geçinen toplulukların, doğaya bakış açıları
da, doğadan bekledikleri de farklıdır. Bu bakımdan kışın sert, bereketsiz, soğuk,
karlı ve verimsiz günlerinin sona ermesi büyük ümitlerle beklenir. Ürünlerin
alınacağı, hayvanların daha kolay ve rahat besleneceği, insanların
emeklerinin karşılığını alacağı günler gelmektedir. Bunun heyecanı ve coşkusu,
diğer insanlara da aktarılmalı, törensel uygulamalar yapılmalı, sevinç ve
mutluluk paylaşılmalıdır. Ancak böyle yapılırsa, bereket, iyilik ve rahmet
gelecektir. Böylece daha mutlu, rahat ve refah içinde bir yılın geçirilmesi
mümkün olabilecektir. İşte Nevruz/Yeni gün, bu umutların, beklentilerin ilk
filizlerinin göründüğü gün olarak elbirliğiyle ve coşkuyla kutlanacak bir gün
kabul edilmelidir.
Kaynak: Kültür Bakanlığı
KÜLTÜRÜMÜZDE HIDIRELLEZ VE NEVRUZ
Size, ülkemizde bahar ile ilgili yapılan inanışlar ve uygulamalarla ilgili
birkaç örnek vermek istiyorum. Bu inanışların şimdiki gelişimle birlikte
hava raporlarıyla ne kadar uyumlu olduğunu (olağanüstü şartlar dışında)
görmek mümkündür. Bugün dahi ülkemiz insanının kendi bildiği halk
takvimine göre hareket ettiği de bilinmektedir. Bu aylarda, doğadaki
değişimler halk arasında çok iyi takip edilerek çeşitli
isimlendirmelerle halkbilimde yerini almıştır. Bu gün, bilimin gelişmesi ile
hava raporlarının ne kadar doğru tahmin edildiğini, gezilerin, okulların buna
göre düzenlendiğini hep birlikte görüyoruz. Ancak, bilimsel platformda
kabul görmeyen bazı adlandırmaların ve tarihlerin bilimsellikle uyuştuğu
da gözden kaçırılmamalıdır.

Cemre; kor, ateş, ısınma demektir. Halk kendi arasında baharın müjdecisi
olarak cemrelerin düşmesini görmektedir. Tarih olarak da 20 Şubat
1. Cemre havaya, (günler 3’ uzuyor havaların ısınmaya başlaması),
27 Şubat 2. cemre suya, (suların ısınması), 6 Mart 3. Cemre toprağa
(toprağın ısınması, toprağa su yürümesi) düşmektedir. Cemrelerin düşmesi
ile ağaçlar canlanmakta, çiçekler açmakta, havalar ısınmaktadır.
Bahar habercileri çiçeklerde kardelen-papatya- menekşe- lale- erik-
bademdir. 8-9 Mart kalem aşısı, bağ budama zamanı; 11 Mart
kocakarı soğukları, 15 Mart Kırlangıçların (göçmen kuşlar) gelmesi,
17 Mart kocakarı soğukları, 18 Mart Kırlangıç fırtınası, 20 Mart Hamsi sonu
( bu tarihlerde, dağda eriyen karların denize ulaşması ile, denizdeki tuz
oranının değiştiği ve böylece “hamsinin kulağına kar suyu kaçtı” inancıyla
tadının bozulduğu için hamsi yenmediği bilinmektedir).

21 Mart Nevruz ( Gece ile gündüzün eşit olduğu gündür. Türkler’de bir
tabiat, varoluş, diriliş bayramıdır. Güneşin Koç burcuna girdiği gün olan
Nevruz sadece bizde değil bütün Şii, Alevi, Bektaşilerde ve Türki
cumhuriyetlerde yaygın bilinen ve uygulanan bir bayramdır.
Kelime anlamı; yenigün, yeni başlangıç demektir.Nevruz üzerine bir çok
rivayetler vardır. Ortak konusu barış, eğlence, birlik, dilek dileme,
kötülüklerden korunma, sağlıktır. Hiçbir şekilde kavga, kan, dövüş, kötülük
yoktur. (Bazı bölgelerde “Mart dokuzu” olarak ta adlandırılmaktadır.)22 Mart
Mart 9’u, 23 Mart Kozkavuran fırtınası, 26 Mart Çaylak fırtınası,
28 Mart Haşaratların canlanması, 29 Mart Leyleklerin gelme zamanı
( Leylekler baharı müjdeleyen canlılardır, çünkü onlar sıcağı severler ve her yıl aynı
yolu izleyerek gider ve gelirler.) olarak bilinmektedir.
İlk gelen leylek sürüsünü görenler ayağa kalkarlar, bunun sebebi, bu
durumda olanların , o yıl devamlı gezeceğine olan inanıştır. “Leyleği havada
mı gördün” sözünün anlamı budur. Yoksa her leyleği havada uçarken
görmek anlaşılmamalıdır. Ayrıca, uzun yol kat eden ilk leylek sürülerinin ağzında
ne getirdiği de takip edilmektedir. (Örneğin yeşil ağaç, buğday getirirlerse
bolluk olacağına, kuru veya sarı ot getirirse kuraklık olacağına inanılır.)
3 Nisan Bülbüllerin ötme zamanı ( gerçekten de bülbül sesini dinlemek
çok güzeldir, ancak bülbüllerin ötmeleri dutların olması ile sona erer.
“Dut yemiş bülbüle döndün” sözü çok doğrudur. Bunun sebebi duttaki bir
maddenin bülbüllerin-sesinin kısılmasını sağladığıdır ve bilimsel olarak
ta ispatlanmıştır.) çiçek açma, April 5 (Ülkemizde hiçbir yabancı kelime april
kadar tutmamıştır. April= nisan ayı demektir. İlk çalışma gruplarının Almaya’ya
gitmesi ve dönenlerin Almancayı çat-pat kullanmaları ile dilimize yerleşmiştir),
6 Nisan Kırlangıç fırtınası, 8 Mart Yağmurların başlaması, 9-11-13-14 Nisan
Fırtına- yağmur, 15 Nisan Lale mevsimi, 28 Nisan serçelerin yavrulaması,
11-16 Mayıs yağmur sonu- mevsimsiz soğuklar olarak halk arasında
uzun deneyimler sonucu kabul edilmiştir ve bu günler bu günler bilimsellikle
de uyuşmaktadır.

5/6 Mayıs Hıdırellez dir.Hızır Nebi; yılın bereketli geçmesi için su ve hava
gereklidir. Hızır “ ateşi” İlyas “suyu” ifade eder. Baharı karşılama
törenleridir. Hızır ile İlyas’ın bir araya geldiği gün olarak adlandırılır.
Halk takviminde yazın başlangıcıdır. Hazırlık olarak; evler boyanmakta,
kaplar kalaylanmakta, ev eşyaları elden geçirilmektedir.
Amaç Hızır Aleyhisselam’ın temiz olan eve gireceği inancıyla hazırlık yapmaktır.
5 Mayıs günü kırlara gitmek, eğlenceler yapmak, akşamları ateş yakıp
üstünden atlamak -3 defa sağlık-sıhhat dilenerek- gelenektendir.
5 Mayıs akşamı yiyecek ambarlarının, torbalarının ağızları açık bırakılır,
para keselerinin ağızları kapatılmaz; gece 12 den sonra kişilerin abdest
alarak, isteklerini maket, resim, yazı, eşya olarak “gül” dalına asmaları ,
gül dibine bırakmaları ve sabah ezanı okunmadan abdest alarak geri
almaları çok inanılan ve uygulanan inanışlardandır.
Ev sahibi olmak isteyenler peygamber kılıcını alıp bir metreye ulaştırırlar.
Cirit oyunu gelenekseldir. Maharet, delikanlılık, çeviklik gösterilir
Bayramlara çok önem verilir. Büyükleri ziyaret, küçükleri sevindirmek gelenekseldir.
Bayramlar çocuklar içindir. Manisa mesir macunu devadır. Özellikle
yiyenlerin zararlı hayvanların sokmasına karşı korunduğuna, gençlerin
evleneceklerine inanılmaktadır.

Güreşler geçlerin arsında yaygındır, ata sporu olarak har eğlencede,
düğünde yerini almaktadır.
Yine yaşlılarımız arasında aylara verilen değişik isimler vardır ki,
bunların çoğu da mevsimlere dayanılarak adlandırılmıştır:
Çile ayları; “Büyük çile” 21 Aralıktan sonraki 40 gündür.
En soğuk ve sert dönemdir. “Küçük çile” 30 Ocaktan 22 Martta kadar olan dönemdir.
Kışın en sert geçtiği dönemdir.
Ocak : Zemheri, Orta karakış, çile ayı, karakış
Şubat : Güççük ay, yağar ay
Mart : Kuzu ayı, yaz başı, dert ayı, karakış
Nisan : April, yağmur ayı, yağar ayı, çiçek ayı
Mayıs : Çiçek ayı, ot ayı, dut ayı, gül ayı
Haziran : Kiraz ayı, orak ayı, yaz ayı, yayla ayı, orak ayı
Temmuz : Biçim ayı, yaz ayı, harman ayı, çayır ayı, sıcak ay
Ağustos : Arpa biçimi, sebze ayı, sıcak ay, çürük ay, kokmuş ay
Eylül ayı : İlk güz ayı, harman ayı, avare ayı
Ekim ayı : Değirmen ayı, güz ayı, şarap ayı, tütün ayı, üzüm ayı
Kasım ayı : Pastırma ayı, son güz ayı, gazel ayı, yaprak dökümü
Aralık ayı : Karakış, ilk karakış, günlerin uzaması ayı

Kaynakça;
Ocak, Ahmet Yaşar; Islam-Türk İnançlarında Hızır Yahut Hızır-İlyas Kültü
(Genişletilmiş 2. Basım), Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü
Yayınları:113 Seri:IV Sayı:A.30, 1990, Ankara
Çay, Doç.Dr. M. Abdullhaluk; Türk Ergenekon Bayramı- Nevruz (İlaveli 2. Baskı),
Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları:88 Seri:IV Sayı:A.24, 1988, Ankara
-Hıdrellez “Kültür –Bahar Bayramı”, Kültür Bak.Yay:2000, Halk Kültürlerini
Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü Yay:138, Gelenek-Görenek ve
inançlar Dizisi:8, 1997, Ankara
Kaynak :Yardımcı Doç.Dr.Göktan AY


