BU GÜN HIDIRELLEZ‏ - DAGANER GURUBUNA ÜYE OL.. - Blogcu

Generate Your Own Glitter Graphics @ GlitterYourWay.com - Image hosted by ImageShack.us

Glitter Text Generator
Glitter Text Generator




DAGANER GURUBUNA ÜYE OL..

5/5/2008

BU GÜN HIDIRELLEZ‏

Kategori: faydali yazilar

 

Türk Kültüründe Nevruz ve Hıdırellez Şenlikleri

 

 

NEVRUZ (YENİ GÜN) BAYRAMI

 

Yüzlerce yıldan beri hiç aksatılmadan ve değiştirilemeden sürdürülen inanışlara

bağlı halk takvimi içindeki kutlamaların önemli bir örneği de nevruz adıyla

 bilinir. Kelime Farsça kökenli olup, "yeni gün" anlamına gelir. Bu terim kış

 mevsiminin sona erip, yaz mevsiminin gelişini belirtmek için kullanılan, yeni

 yılı gösteren bir terimdir. Avrupa ve Asya’nın belirli bir coğrafya kuşağında;

 Çin’de, Hint’te, Orta Asya’da, İran’da, Kafkaslarda, Mezopotamya’da,

Türkiye’de, Balkanlarda ve Orta Avrupa ülkelerinde, bu mevsim başı ile ilgili

 törensel uygulamaların eski tarihlerden beri yapıldığı bilinmektedir. Doğanın

yeniden canlanması, sıcaklığın artması, yağmur ve güneşin bereket getirmesi,

 ürünlerin daha bol alınması düşüncesi, nevruz/yeni gün kavramının bir bayram,

 bir eğlence ve kutlama, bir barış ve dostluk yaratma, bir gönül alma

eylemine dönüşmesine yol açmıştır.

Orta Asya, Orta Doğu ve özellikle de Türkiye, nevruzu/yeni günü, insanların

 birlikte olma, birlikte kutlama, paylaşma, dayanışma, kötülüklerden ve

günahlardan arınma vb. düşünceler içinde kutladıklarını görüyoruz.

Kibirden, egoizmden, ihanetten, adaletsizlikten, hakaretten, öç almadan uzak

 kalarak bireyin diğer insanlarla, eşdost ve akrabalarıyla beraber eğlendiği;

 bereket vaad eden yeni yılın bu ilk gününün yeryüzüne mutluluk, rahmet ve

iyilikler getirdiği inanışı içinde sevinçle yaşama arzusunu paylaştığı, birçok

yöredeki uygulamalarda görülmektedir.

 Nevruz’a hazırlık döneminde önce evin, ambarın, kilerin, deponun, ahırın, ağılın

 ve diğer barınakların dipten köşeden temizlenmesi, insanların bedenlerini

 baştan ayağa yıkayıp paklaması gerekir. Havanın 20-21 mart günlerinde daha

 henüz tam ısınmaması yüzünden, ateş öğesi Nevruz’da önemli bir rol oynar.

Ateş bir yanıyla günahlardan temizleyici olduğuna inanılan bir kuvvettir.

Bu bakımdan evdeki ocak hiç söndürülmez, alanlarda veya uygun yerlerde ateş

 yakılır, üzerinden üç kez atlanır, tütsülenilir ve böylece insan günahlarından da

 arınmış olur.

 Nevruz ortaklaşa yapılan yemek hazırlıklarıyla da, dostlukları pekiştirir.

Önceden kararlaştırılan yeşili bol, ağaçlıklı bir yerde pişirilen yemekler hep

birlikte yenir, mâniler-türküler söylenir, dualar edilir, ölmüşler için hayırlar

 yapılır, sadakalar dağıtılır, yoksulların gönlü alınır, onların istekleri yerine

getirilmeye çalışılır. Böylece toplum içinde bir dostluk ve beraberlik havası

 eser, herkes mutlu ve sevinçli olarak evine döner.

Nevruz inancının kökenleri olarak araştırmacılar çok değişik olayları

 belirtmişlerdir. Bunlar arasında en yaygın rivayetler, Allah’ın yeryüzünü gece

 ile gündüzün eşit olduğunda yarattığı gün; Hz. Âdem’in yaratılması için

çamurunun yoğrulduğu gün; Âdem ile Havva’nın Cennet’ten sürgün

edilmelerinden sonra pişman olmaları üzerine Allah tarafından affedilip

 yeniden buluşturuldukları gün; Hz. Nuh’un gemisinin tufandan sonra Ağrı

 dağına konmasıyla Hz.Nuh’un karaya ayak bastığı ilk gün; Hz.Yusuf’un

kardeşleri tarafından atıldığı kuyudan kurtarıldığı gün; Hz. Musa’nın Kızıldeniz’i

yarıp geçtiği gün; Hz. Ali’nin doğum günü; Türk boylarının çoğalıp sığmaz

 oldukları vadiden bir demircinin tavsiyesiyle demir dağını eritip dışarı

 çıktıkları Ergenekon günü; Hz. Ali ile Hz. Fatma’nın evlendikleri gün;

 Hz. Yunus’un yunus balığının karnından çıkıp, karaya ayak bastığı gün;

Türklerin 12 hayvanlı takviminin ilk günü vb. olarak belirlenmiştir. Edebiyatta ise

çeşitli adlar altında bilinen Nevruz’a değişik bölgelerde de farklı adlar verilmiştir.

Söz gelimi, Yengi Gün, Bahar Bayramı, Meyrem, Mart Dokuzu, Baba Marta,

İlk Yaz Yortusu, Sultan Nevruz, Ulusun Ulu Günü, Hıdır Nebi Bayramı,

 Teze Yıl vb. bu adlar arasındadır.

Genellikle tarım ve hayvancılıkla geçinen toplulukların, doğaya bakış açıları

 da, doğadan bekledikleri de farklıdır. Bu bakımdan kışın sert, bereketsiz, soğuk,

 karlı ve verimsiz günlerinin sona ermesi büyük ümitlerle beklenir. Ürünlerin

alınacağı, hayvanların daha kolay ve rahat besleneceği, insanların

 emeklerinin karşılığını alacağı günler gelmektedir. Bunun heyecanı ve coşkusu,

diğer insanlara da aktarılmalı, törensel uygulamalar yapılmalı, sevinç ve

mutluluk paylaşılmalıdır. Ancak böyle yapılırsa, bereket, iyilik ve rahmet

gelecektir. Böylece daha mutlu, rahat ve refah içinde bir yılın geçirilmesi

mümkün olabilecektir. İşte Nevruz/Yeni gün, bu umutların, beklentilerin ilk

filizlerinin göründüğü gün olarak elbirliğiyle ve coşkuyla kutlanacak bir gün

kabul edilmelidir.

 

Kaynak: Kültür Bakanlığı

 

KÜLTÜRÜMÜZDE HIDIRELLEZ VE NEVRUZ

Size, ülkemizde bahar ile ilgili yapılan inanışlar ve uygulamalarla ilgili

 birkaç örnek vermek istiyorum. Bu inanışların şimdiki gelişimle birlikte

hava raporlarıyla ne kadar uyumlu olduğunu (olağanüstü şartlar dışında)

görmek mümkündür. Bugün dahi ülkemiz insanının kendi bildiği halk

 takvimine göre hareket ettiği de bilinmektedir. Bu aylarda, doğadaki

 değişimler halk arasında çok iyi takip edilerek çeşitli

isimlendirmelerle halkbilimde yerini almıştır. Bu gün, bilimin gelişmesi ile

 hava raporlarının ne kadar doğru tahmin edildiğini, gezilerin, okulların buna

göre düzenlendiğini hep birlikte görüyoruz. Ancak, bilimsel platformda

kabul görmeyen bazı adlandırmaların ve tarihlerin bilimsellikle uyuştuğu

 da gözden kaçırılmamalıdır.

Cemre; kor, ateş, ısınma demektir. Halk kendi arasında baharın müjdecisi

olarak cemrelerin düşmesini görmektedir. Tarih olarak da 20 Şubat

1. Cemre havaya, (günler 3’ uzuyor havaların ısınmaya başlaması),

27 Şubat 2. cemre suya, (suların ısınması), 6 Mart 3. Cemre toprağa

(toprağın ısınması, toprağa su yürümesi) düşmektedir. Cemrelerin düşmesi

 ile ağaçlar canlanmakta, çiçekler açmakta, havalar ısınmaktadır.

Bahar habercileri çiçeklerde kardelen-papatya- menekşe- lale- erik-

 bademdir. 8-9 Mart kalem aşısı, bağ budama zamanı; 11 Mart

kocakarı soğukları, 15 Mart Kırlangıçların (göçmen kuşlar) gelmesi,

17 Mart kocakarı soğukları, 18 Mart Kırlangıç fırtınası, 20 Mart Hamsi sonu

 ( bu tarihlerde, dağda eriyen karların denize ulaşması ile, denizdeki tuz

 oranının değiştiği ve böylece “hamsinin kulağına kar suyu kaçtı” inancıyla

 tadının bozulduğu için hamsi yenmediği bilinmektedir).

21 Mart Nevruz ( Gece ile gündüzün eşit olduğu gündür. Türkler’de bir

 tabiat, varoluş, diriliş bayramıdır. Güneşin Koç burcuna girdiği gün olan

Nevruz sadece bizde değil bütün Şii, Alevi, Bektaşilerde ve Türki

cumhuriyetlerde yaygın bilinen ve uygulanan bir bayramdır.

 Kelime anlamı; yenigün, yeni başlangıç demektir.Nevruz üzerine bir çok

rivayetler vardır. Ortak konusu barış, eğlence, birlik, dilek dileme,

kötülüklerden korunma, sağlıktır. Hiçbir şekilde kavga, kan, dövüş, kötülük

 yoktur. (Bazı bölgelerde “Mart dokuzu” olarak ta adlandırılmaktadır.)22 Mart

 Mart 9’u, 23 Mart Kozkavuran fırtınası, 26 Mart Çaylak fırtınası,

 28 Mart Haşaratların canlanması, 29 Mart Leyleklerin gelme zamanı

( Leylekler baharı müjdeleyen canlılardır, çünkü onlar sıcağı severler ve her yıl aynı

yolu izleyerek gider ve gelirler.) olarak bilinmektedir.

İlk gelen leylek sürüsünü görenler ayağa kalkarlar, bunun sebebi, bu

 durumda olanların , o yıl devamlı gezeceğine olan inanıştır. “Leyleği havada

 mı gördün” sözünün anlamı budur. Yoksa her leyleği havada uçarken

görmek anlaşılmamalıdır. Ayrıca, uzun yol kat eden ilk leylek sürülerinin ağzında

ne getirdiği de takip edilmektedir. (Örneğin yeşil ağaç, buğday getirirlerse

 bolluk olacağına, kuru veya sarı ot getirirse kuraklık olacağına inanılır.)

3 Nisan Bülbüllerin ötme zamanı ( gerçekten de bülbül sesini dinlemek

 çok güzeldir, ancak bülbüllerin ötmeleri dutların olması ile sona erer.

Dut yemiş bülbüle döndün” sözü çok doğrudur. Bunun sebebi duttaki bir

maddenin bülbüllerin-sesinin kısılmasını sağladığıdır ve bilimsel olarak

 ta ispatlanmıştır.) çiçek açma, April 5 (Ülkemizde hiçbir yabancı kelime april

kadar tutmamıştır. April= nisan ayı demektir. İlk çalışma gruplarının Almaya’ya

 gitmesi ve dönenlerin Almancayı çat-pat kullanmaları ile dilimize yerleşmiştir),

 6 Nisan Kırlangıç fırtınası, 8 Mart Yağmurların başlaması, 9-11-13-14 Nisan

Fırtına- yağmur, 15 Nisan Lale mevsimi, 28 Nisan serçelerin yavrulaması,

11-16 Mayıs yağmur sonu- mevsimsiz soğuklar olarak halk arasında

 uzun deneyimler sonucu kabul edilmiştir ve bu günler bu günler bilimsellikle

de uyuşmaktadır.

5/6 Mayıs Hıdırellez dir.Hızır Nebi; yılın bereketli geçmesi için su ve hava

gereklidir. Hızır “ ateşi” İlyas “suyu” ifade eder. Baharı karşılama

törenleridir. Hızır ile İlyas’ın bir araya geldiği gün olarak adlandırılır.

Halk takviminde yazın başlangıcıdır. Hazırlık olarak; evler boyanmakta,

kaplar kalaylanmakta, ev eşyaları elden geçirilmektedir.

 Amaç Hızır Aleyhisselam’ın temiz olan eve gireceği inancıyla hazırlık yapmaktır.

 5 Mayıs günü kırlara gitmek, eğlenceler yapmak, akşamları ateş yakıp

 üstünden atlamak -3 defa sağlık-sıhhat dilenerek- gelenektendir.

5 Mayıs akşamı yiyecek ambarlarının, torbalarının ağızları açık bırakılır,

para keselerinin ağızları kapatılmaz; gece 12 den sonra kişilerin abdest

alarak, isteklerini maket, resim, yazı, eşya olarak “gül” dalına asmaları ,

 gül dibine bırakmaları ve sabah ezanı okunmadan abdest alarak geri

 almaları çok inanılan ve uygulanan inanışlardandır.

Ev sahibi olmak isteyenler peygamber kılıcını alıp bir metreye ulaştırırlar.

Cirit oyunu gelenekseldir. Maharet, delikanlılık, çeviklik gösterilir

Bayramlara çok önem verilir. Büyükleri ziyaret, küçükleri sevindirmek gelenekseldir.

Bayramlar çocuklar içindir. Manisa mesir macunu devadır. Özellikle

 yiyenlerin zararlı hayvanların sokmasına karşı korunduğuna, gençlerin

 evleneceklerine inanılmaktadır.

Güreşler geçlerin arsında yaygındır, ata sporu olarak har eğlencede,

düğünde yerini almaktadır.

Yine yaşlılarımız arasında aylara verilen değişik isimler vardır ki,

bunların çoğu da mevsimlere dayanılarak adlandırılmıştır:

Çile ayları; “Büyük çile” 21 Aralıktan sonraki 40 gündür.

En soğuk ve sert dönemdir. “Küçük çile” 30 Ocaktan 22 Martta kadar olan dönemdir.

Kışın en sert geçtiği dönemdir.

Ocak : Zemheri, Orta karakış, çile ayı, karakış

Şubat : Güççük ay, yağar ay

Mart : Kuzu ayı, yaz başı, dert ayı, karakış

Nisan : April, yağmur ayı, yağar ayı, çiçek ayı

Mayıs : Çiçek ayı, ot ayı, dut ayı, gül ayı

Haziran : Kiraz ayı, orak ayı, yaz ayı, yayla ayı, orak ayı

Temmuz : Biçim ayı, yaz ayı, harman ayı, çayır ayı, sıcak ay

Ağustos : Arpa biçimi, sebze ayı, sıcak ay, çürük ay, kokmuş ay

Eylül ayı : İlk güz ayı, harman ayı, avare ayı

Ekim ayı : Değirmen ayı, güz ayı, şarap ayı, tütün ayı, üzüm ayı

Kasım ayı : Pastırma ayı, son güz ayı, gazel ayı, yaprak dökümü

Aralık ayı : Karakış, ilk karakış, günlerin uzaması ayı

Kaynakça;

Ocak, Ahmet Yaşar; Islam-Türk İnançlarında Hızır Yahut Hızır-İlyas Kültü

(Genişletilmiş 2. Basım), Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü

Yayınları:113 Seri:IV Sayı:A.30, 1990, Ankara

Çay, Doç.Dr. M. Abdullhaluk; Türk Ergenekon Bayramı- Nevruz (İlaveli 2. Baskı),

Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları:88 Seri:IV Sayı:A.24, 1988, Ankara

-Hıdrellez “Kültür –Bahar Bayramı”, Kültür Bak.Yay:2000, Halk Kültürlerini

 Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü Yay:138, Gelenek-Görenek ve

 inançlar Dizisi:8, 1997, Ankara

Kaynak :Yardımcı Doç.Dr.Göktan AY

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

:: Arkadaşına Gönder!






Blogcu ile yapıldı