faydali yazilar - DAGANER GURUBUNA ÜYE OL.. - Blogcu

Generate Your Own Glitter Graphics @ GlitterYourWay.com - Image hosted by ImageShack.us

Glitter Text Generator
Glitter Text Generator



DAGANER GURUBUNA ÜYE OL..

14/10/2009

40 sonrası garip davranışlarının nedenleri?‏




40 sonrası garip davranışlarının nedenleri?

İnsan doğar, büyür, yaşlanır ve sonunda da ölür.Bu kaçınılmaz bir gerçektir. Her yaşın ayrı bir güzelliği vardır.20 yaşındaki bir bireyin 5 yaşındaki gibi davranması nasıl tuhaf karşılanıyorsa; 45-65 yaş arasındaki kişilerin 20-30 yaş fonksiyonlarına sahip olma ispatı imkansız ve tabiat kuralına aykırıdır. Son zamanlarda okuduğumuz makalelerin bazılarında 45-65 yaş kadınların,bazılarında ise 45-65 yaş erkeklerin vücut işleyişinin,cinsel dürtülerinin,düşünce kabiliyetinin üstünlüğünün tartışıldığına sıkça rastlıyoruz.

Bence bunlar anlamsız tartışmalardır.Vücudun her yaşta belir bir işleyiş biçimi vardır.

Beyin; gerek istemli gerekse istemsiz çalışan tüm organların çalışma kontrolünü sağladığı gibi, zeka, hafıza ve düşüncenin de kontrolünü üstlenmiştir.

Orta yaş erkeklerin beyni nasıl işler?

Bu yaş aralığı gerek erkek, gerekse kadın için en verimli yaşlardır.Vücut anatomik açıdan gelişimini tamamlamış ve stabil bir hal almıştır. Beyin ise gerek işleyiş gerekse kapasite açısından üst seviyeye ulaşmıştır. Fakat yaş ilerledikçe beyin kanlanmasının bozulması, testosteron ve androjen… gibi salgılanan hormonların azalması ile işleyiş ve fonksiyon yavaş yavaş gerilemeye başlar. Genetik ve çevresel etkenlerle oluşan hipertansiyon, şeker hastalığı vs gibi etkenler bu süreci  hızlandırır.

Erkekliğin simgesi haline gelen seks dürtüsü ve kapasitesi de maalesef yavaş yavaş azalmaya başlar. Bu organik süreç genelde red edilir ve bu kabullenememe duygusu kişiyi, kendini çevreye ispat etme davranışına iter. Bazı erkeklerde bu durum işte başarı hırsına,bazılarında dine yönelmeye,spor,yeni hobiler edinmeye sebep olur. Bilinç altı duygu cinsel dürtü ve başarı açısından eskisi gibi olduğunu ispat etmedir. Tüm bunların sebebi bünyenin yaşlanmaya başlaması tüm organlar gibi beyninde yıpranmaya başlaması ve erkeklik hormonunun eskisi kadar üretilmemesidir.
       
Kendini ispatın genellikle seçilen diğer bir yoluda daha genç yaştaki kadınlarla flört etmedir.Makul ölçülerde normal sayılan bu durum bazen kontrolden çıkar.Azgın teke sendromu 40’ından sonra azma… gibi tabirlerle anılan bu aşırı durumda erkeğin ailesel ve sosyal çevresinde sorunlar yaşanır. Kendini ispat ve genç görülme kompleksi giyim tarzını, yeme alışkanlığını, sosyal davranış biçimini vs değiştirir. Toplum tarafından gülünç bir hal alır.
   
MAALESEF BU ERKEKLER ÇOK MUTLU OLDUKLARINI, CİNSEL AÇIDAN ÇOK BAŞARILI OLDUKLARINI HER FIRASATTA ÇEVRELERİNE BAHSEDERLER. BU KOCA BİR YALANDIR.TABİATIN KURALINA KARŞI GELME ÇABASIDIR. TABİ ŞU GERÇEĞİ UNUTMAMAK GEREKİR.ASLINDA BİRDEN FAZLA KADINA GÖSTERİLEN İLGİ DAHA GENÇ YAŞLARDA GİZLİ KAPALIKLI YAPILIR.BEYNİN KONTROLÜNDE SALINAN HORMONLARIN ETKİSİ İLE ERKEK YAPISI, TEK BİR CİNSEL YAŞAMI KABUL ETMEZ.BUNU İNKAR EDEN KADINLAR SADECE KENDİ KENDİNİ KANDIRIR.

Kırkından sonra azma her orta yaş erkeğinde görülür mü?
     
Eşini ne kadar severse sevsin hiçbir erkek karşı cinse ilgisiz kalmaz ve çoğu zamanda bunu faaliyete sokar ve gizler. Orta ve ileri yaşta esas sorun bu cinselliğin aşırıya kaçması ve eskiden saklanmasının aksine çevrenin gözüne sokulmasıdır. Erkekte beynin kontrolünde salgılanan seks hormonlarının değişime uğraması, cinsel isteği etkilemese de  performansı etkiler. Seks gücü  erkekler için güç simgesidir.Sosyal ve ekonomik güç ne olursa olsun, cinsel güç çok önemlidir.Orta  yaşta,erkek seks gücünü kayıp etme düşüncesine kapılır. Kalan zamanı doya doya yaşamak için birçok kadınla beraber olmak ister.

Gençlik yıllarında yapamadıklarını, kendine göre bu az  kalan zamanda yapmaya çalışır. Bu yaşta ,soysal, ekonomik,kariyer sorunları genelde çözüldüğü için,isteklere daha çabuk ulaşılır. İnkar edilse de tüm orta yaş erkeği dışarıya yönelir ve kendine göre bundan sonraki zamanını seks açısın daha iyi değerlendirmek ister. Bu durum, bazen aşırıya kaçar ve takıntı haline gelir iş çığrından çıkar ve erkek sosyal çevrede kınanır.Bu kınamalara maruz kalan erkeklere kart zampara, azgın teke, kırkından sonra azanı teneşir paklar gibi yakıştırmalar yapılır. Maalesef bu erkeklerin bir uzmana baş vurup tedavi olması gerekir. Ayrıca orta yaşta penis sertleşmesi,isteksizlik gibi sorunların altında genellikle depresyon,şeker hastalığı, prostat hastalıkları vb hastalıklar rol oynar.

Orta yaş kadında beyin nasıl işler?  

Tanrı kadını doğurgan yaratarak ona cinsellik dürtüsünün yanı sıra anne olma özelliğini de vermiştir. Bu iki özelliğin birleşmesi dünyanın kuruluşundan bu yana erkekleri, kadınların peşlerinde koşturmuştur. 45-55 yaş arasında kadınlar doğurganlığını yitirirler. Beyin tarafından kontrol edilen östrojen, progesteron vs gibi kadınlık  hormonlarının azalmaya başlaması, kadın vücudunu ve düşüncelerini olumsuz yönde etkiler.Doğurganlığın kaybı ve çocuğun gelişimini sağlayan çok sayıda hormonun salınımındaki aksaklık bir çok sorunu da beraberinde getirir. Erkeklere göre bu yaş daha sorunlu ve  ağır geçer.

Hormon salınımının  azalması,ateş basması,çarpıntı,terleme gibi organik semptom yanında beynin biyokimyasını da etkiler. Kadın da aşırı sinir, huzursuzluk, depresyon semptomları ve kendine olan güven duygusunda azalma olur. Yaşın ve hormonların etkisi ile vücutta oluşan fiziki değişiklik, kadını erkekler tarafından beğenilmeme ve seks yaşantısının sona ermesi gibi yanlış komplekslere sokar. Bu duruma,aynı yaş grubu eşlerinin de dışarı kayması eklenirse iş çığrından çıkabilir. orta yaş kadınının şunu unautmaması gerekir, orta yaş erkeklerin dışarı kayması, eşlerini beğenmediklerinden değil, bunalımdan dolayı çevrelerine ve kendilerine seks güçlerinin bitmediğini kanıtlamak içindir.

Orta yaş kadını kırkından sonra erkekler gibi azar mı?

Orta yaş kadınında menapozla beraber sadece doğurganlık sona erer. Cinsel istekte ve güçte herhangi bir azalma olmaz aksine doğurganlık sona erdiği için gebe kalma korkusu olmaz ve cinsellik daha özgür yaşanır. Kadınlarda önde olan duygu  fiziken ve ruhen beğenilme ,taktir edilmedir.Bu yüzden kadınlar genellikle cinsel açıdan erkekler kadar çok partnerli olmazlar.Kişiliklerine göre kendini ruhen ve fiziken teslim edecek erkek ararlar.

Menapozla beraber kadınlarda oluşan hormonal ve fiziki değişim kadınlarda beğenilmeme duygusu uyandırır.Bundan dolayı bazı kadınlarda genç görülme isteği belirir.Bu yolda her şey denenir. En çokta yardıma koşan yöntem, estetik operasyonlardır. Her yaşta olduğu gibi vücuttaki göze hoş gelmeyen ve kendini kötü hissettiren yerleri operasyonla düzeltmek gayet normaldir. Bu yaş kadınını daha da çekici yapar. Fakat panikleyip kendine göre kusursuz bir vücuda sahip olmak için yaptırılan sayısız operasyonlar sonucu bazı kadınlar tanınmaz hale gelir ve ifadeleri bozulur. Birde bunu gençliği ispatlamak için yapılan, gençvari hareketler eklenince; gülünç hale gelebilirler. Tabi bu durum beynin biyokimyasının bozulması ile oluşan depresyon muhakeme yeteneğinin zayıflamasından oluşan bir haldir.

Orta yaş ,gerek kadın gerekse erkek için hem düşünce,davranış tecrübe ve bilgi açısından hemde görünüm açısından olgunluğa erişmiş hayranlık uyandıran dönemdir.

BEYNİMİZİ ZİNDE VE GENÇ TUTARAK ANLAMSIZ DAVRANIŞLARA GİRMEYECEĞİMİZ GİBİ DİĞER ORGANLARIDA KONTROL ALTINDA TUTABİLİR, VÜCUDUMUZA HÜKMEDEBİLİRİZ.

Beyin nasıl genç tutulur?

Tüm vücut organlarının olduğu gibi beyninde sağlamlığını da genetik yapı etkiler. Fakat beynin kapasitesini maksimum güçte tutmak, hastalıklardan korumak, ileri yaşta da düşünce,hafıza ve entelektüel fonksiyonlarını korumak için şunları yapmalıyız .

1- Düzenli spor yapmak

2- İyi beslenmek. Orta yaşta hayvansal gıdalardan uzak durup,mevsimsel taze meyve ve sebze ile beslenmek gerekir. Et olarak , balık ve doğal beslenen hormonsuz tavuk tercih edilmeli, şeker ve tuz mümkün olduğunca azaltılmalıdır.

3- İş temposunu azaltmak ve  işteki süreyi verimli kullanarak stresten uzak durmak gerekir. Bunun için tatil zamanlarını çoğaltıp yıl içinde de sık sık tatil yapmak gerekir

4- Bol kitap okumak, bulmaca çözmek, müzik, resim, el sanatları gibi hobilerle uğraşmak beyni daima zinde tutar.

Doç. Dr. Serdar Dağ

 

9/10/2009

Sudaki Yedi Harika Özellik

 

Vücudumuzun %70’i sudan meydana gelir ve bütün sistemlerimiz, doğru bir şekilde çalışabilmesi için suya ihtiyaç duyar. Su içmek, sadece sağlığınız için değil aynı zamanda kendiniz için yapabileceğiniz en basit şeydir. Yorucu geçen bir günün ardından eve ilk adımınızı attığınızda eliniz sürahiye uzanır. İçtiğiniz bir bardak suyun ardından vücudunuz rahatlar, zihniniz açılır ve kendinizi yenilenmiş hissedersiniz. Başka hiçbir içecek suyun yerini tutamaz ve suyun sahip olduğu harika özelliklere sahip değildir.

 

1) Zayıflamak İçin Su İçin

Kilo vermeye mi çalışıyorsunuz? Zayıflamanın en basit ve etkili çözüm bol bol su içmek. Hem metabolizmanızı hızlandıran hem de tokluk hissi veren su sayesinde fazla kilolarınızdan sağlıklı bir şekilde kurtulabilirsiniz.

Gereksiz yere kalori almanıza sebep olan içecekleri su ile değiştirin. Yemekler önce içeceğiniz bir bardak su, sizi frenleyerek gereğinden fazla yemenize engel olacaktır. Meyve suyu veya sodanın yerine içtiğiniz su sayesinde 200 kalori daha az almış olacaksınız.

Ayrıca ne kadar fazla su içerseniz metabolizmanız o kadar çok çalışacaktır. Özellikle soğuk su içtiğinizde, vücudunuz suyu ısıtmak için fazladan kalori yakmak zorunda kalacaktır.

 

2) Enerji Kaynağı ve Kalp Dostu Su

Kendinizi yorgun ve bitkin hissediyorsanız bir bardak su kendinize gelmenizi sağlayacaktır. Vücudunuzdaki su kaybı yorgunluğunuzun sebebi olabilir.

İçtiğimiz su sayesinde kanımız, hücrelerimize daha fazla oksijen ve diğer gerekli maddeleri daha hızlı taşır. Eğer yeterince su içerseniz, kalbiniz de kanı pompalamak için fazladan enerji harcamayacak ve yorulmayacaktır.

                Ayrıca Amerikan Kaliforniya Loma Linda Üniversitesi’nden araştırmacıların, 20.000 kadın ve erkek üzerinde yaptığı incelemeler neticesinde; günde 5 bardaktan fazla su içen bireylerde kalp hastalıkları ya da kalp kriziyle karşılaşma oranının günde 2 bardaktan az içen adaylara göre daha az olduğu saptandı.

 

3) Stresi Su İle Azaltın

Beyin dokusunun %85’i sudan oluşur. Eğer vücudunuzda yeteri kadar su yoksa hem ruhen hem de fiziksel olarak kendinizi stres altında hissedersiniz.

Susuzluğa dayanamamızın sebebi de aslında budur. Susuz kalan beyin dokuları su içmek için sürekli bir istek duymamıza sebep olur ve suya erişimin olmadığı durumlarda kendimizi gergin hissederiz.

Vücudumuzun ve zihnimizin maruz kaldığı stresi en düşük seviyede tutmak için çalışma masanızda ya da yanınızda sürekli su bulundurun ve sık aralıklarla yudumlayın.

 

4) Kaslarınızı Güçlendiren Mucizevi İçecek

Su içmek, kaslarınızda zaman zaman meydana gelen kasılma ve krampları engellemede oldukça etkilidir. Vücudunuzdaki kasların sağlığını koruyabilmek için bol su içmek en basit yöntemdir.

Antrenman ve egzersizlerin hem öncesi hem de sonrasında içtiğiniz su, bu kasılmalar ile başa çıkmada etkili olurken aynı zamanda çabuk yorulmanızı da engelleyecektir.

 

5) En Güzel Cilt Koruyucu Su

Vücudunuz susuz kaldığında yüzünüzdeki kırışıklık ve çizgiler daha belirgin bir hal alır. İçtiğiniz su, cildinizde kremler ile aynı etkiye sahip doğal bir nemlendirici etkisi gösterir.

Bol su içmek, kan akışını hızlandırır, cildinizdeki hücrelerin yenilenmesini sağlar ve dolayısıyla daha genç görünmenize yardımcı olur.

 

6) Sindirim Sorunlarının Çözümü

Lifli besinlerin yanı sıra su da sindirim sisteminin düzenlenmesinde etkin bir rol oynar.

Ayrıca ne kadar lif tüketirseniz tüketin, yeterince su içmediğinizde, aldığınız lifler vücudunuz tarafından etkili bir biçimde kullanılamaz.

Su, vücudunuzdaki atık maddeleri çözerek atılmasını kolaylaştırır. Su içmediğiniz takdirde bağırsaklarınızın yüzeyi susuz kalır. Bu şartlar altında sindirim ve boşaltım sisteminiz düzgün çalışamaz ve ağrılara sebeb olur.

 

 

7) Böbrek Taşlarını Su ile Uzak Tutun

 

Böbrek taşı olanlar bu durumun nasıl zor olduğunu çok iyi bilir. Hareket ettiğinizde büyük acı çekmenize neden olan böbrek taşlarını bol su içerek hayatınızdan uzak tutabilirsiniz.

İçtiğimiz su böbrek taşı olarak bilinen katılaşmış parçacıkları meydana getiren ürindeki tuz ve mineralleri çözerek bu rahatsızlıktan korunmamıza yardımcı olur.

Böbrek taşları seyreltilmiş ürinde ortaya çıkmaz. Bu yüzden acılı ve ağrılı bir dert olan bu taşların teşekkülünü engellemek için bol su için.

 

Ne Kadar Suya Mı İhtiyacımız Var?

Su içmenin yararları su götürmez birer gerçek. Ancak ne kadar su içmek bize yarar sağlayacaktır?

 

Genellikle bilindiği gibi günde 6 bardak su içmek vücudunuz için yeterli olacaktır.

Terledikçe ya da egzersiz yaptıkça daha fazla suya ihtiyaç duyacaksınız. Ancak başka içecekler tüketiyorsanız bu miktarı daha aza indirebilirisiniz. Peki, su içmeyi unutanlar? Faydalarını bildiği halde bir türlü aklına gelmeyen ve gün boyunca bir bardak su bile içmeden uykuya dalanlar?

 

Su içmeyi unutanlar için etkili ve kolay tavsiyelerimiz var:

1• Yanınızda bir şişe su taşıyın ve boş kaldığınızda içmeseniz bile elinizde tutun. Suyun varlığını hissettikçe içmek isteyeceksiniz.
2• İş yerindeki masanızda devamlı bir bardak su bulundurun.
3• Yatağınızın başucuna da bir bardak koymayı unutmayın. Çoğumuz sabah susamış bir şekilde kalkarız. Ancak planlarımız aklımıza geldiğinde su içmeyi unuturuz.
4• Her gün içtiğiniz bir fincan kahve ya da bir şişe soda yerine bir su için.
5• Gün içerisinde içmeniz gereken 6 bardak suyu bir kerede içmeyin. Gün boyunca aralıklarla tüketmek daha yararlı olacaktır.

 

İhtiyacınız olan bütün suyu içeceklerden karşılamak zorunda değilsiniz.

Su miktarı fazla olan besinler:

%90 Üzerinde

Karpuz
Çilek
Domates
Kereviz
Ispanak
Salatalık
Brokoli

% 80–90 Arasında

Havuç
Portakal
Elma
Baklagiller
Üzüm
Patates

Bu tavsiyelere uyduğunuzda aradan çok uzun zaman geçmeden suyun hayatınızda vazgeçilmez bir yeri olacaktır. Düzenli olarak tükettiğinizde ise sağlığınızda ne kadar büyük bir etkisi olduğunu göreceksiniz.

Kaynak: RealAge.com.tr

21/9/2009

KALP RAHATSIZLIKLARININ DOĞAL İLACI ALIÇ MARMELATI







Alıç Meyvası:

 

 6 metreye (nadiren 12 m) kadar uzayabilen, pembe-beyaz renkte çiçekler açan, dikenli bir ağaç olan alıç ağacı daha çok yabani olarak yetişir. Muşmulaya benzeyen meyveleri kırmızı ya da koyu sarı renklerde, mayhoş tattaki alıç meyvesi ekşi muşmula olarak da bilinir. Çeşitli flavonlar, sıtasterin, adenozin, adenin ve guanin gibi maddeler ve C vitamini başta olmak üzere çeşitli vitaminler içerir.


Alıc Marmelatının Faydaları: Önemli bir kalp ve damar sağlığı destekleyicisi olan alıç marmelatı kalp damarlarını genişleterek kanın daha rahat pompalanmasını ve dolaşmasını sağlayarak kalbin yükünü hafifletir. Kalbi kuvvetlendirir ve damar sertliğine karşı koruyucudur. Kalp krizi riskini azaltır. Kalp atışlarını düzenleyerek aritmiye (düzensiz kalp atışı) karşı da koruyucu ve tedavi edici etki gösterir. Sinirler üzerinde yatıştırıcı etkisi ile sinir bozukluğunu ve sinirsel çarpıntıları giderir. Beyne kan akışını arttırır. Uykusuzluğa iyi gelir. Yüksek tansiyonu düşürür. Mideyi kuvvetlendirir. Spazm çözücü ve idrar söktürücüdür. Cinsel gücü arttırır.

Vücutta alışkanlık yapmadığı ve birikerek vücuda zararlı olabilecek maddeler içermediği için Özkaleli Alıç Marmelatı, uzun süreli olarak kullanılabilir. Zaten etkilerini göstermesi için belli bir süre kullanmak gerekmektedir.

 

Tüm herkese sağlıklı ve mutlu bir hayat dilerken %100 doğal ürünlerimizi tüketmenizi tavsiye ederiz.


21/9/2009

DANYAL PEYGAMBER'İN TÜRBESİ






DANYAL PEYGAMBER'İN TÜRBESİ

Mersin'den ayrılıp Adana yönüne yapılan 30 dakikalık yolculuğun ardından, Hristiyanlığın ilk zamanlarına ait önemli eserlerin yer aldığı Tarsus ilçesine ulaşılıyor. İlçenin girişindeki Bizans dönemine ait Kleopatra Kapısı, Vatikan tarafından ilan edilen “St. Paul Yılı” kapsamında ziyaret edilmesi önerilen St. Paul Kilisesi ve Kuyusu, 1102 yılında St. Paul Katedrali olarak yapıldığı söylenen ve 1415 yılında Ramazanoğlu Ahmet Bey tarafından onarılarak camiye çevrilen Eski Cami, görülebilecek eserler arasında yer alıyor. Danyal Peygamber'in makamının bulunduğu Makamı Şerif Camisi ve Danyal Peygamber Kabri, 1557 yılında Ramazanoğulları'ndan Kubat Paşa tarafından yaptırılan ve 1966 yılında restore edilerek müze haline getirilen Kubat Paşa Medresesi de kentin tarihi değerleri arasında bulunuyor. Tarsus ilçe merkezinin kuzeyinde Berdan (Kydnos) Çayı üzerinde yer alan Tarsus Şelalesi de görülebilecek doğal güzellikler arasında sayılıyor.

19/9/2009

BEYŞEHİR GÖLÜ

 


 

BEYŞEHİR GÖLÜ

Mübarizüddin Ertokuş tarafından 1224 yılında yaptırılan Ertokuş Medresesi ise, civarında Roma yerleşim merkezi olan Seleukeia Sidera'dan getirilmiş taşlar ve Doğu Roma Kilisesi kalıntılarından yararlanarak tümüyle devşirme malzemeyle inşa edilmiş olmasıyla dikkati çekiyor. Kızıldağ Milli Parkı'nın yer aldığı Şarkikaraağaç ilçesi ise Kızıldağ Milli Parkı ile dikkati çekiyor. Kızıldağ ile Beyşehir Gölü arasında erozyonla aşınarak meydana gelen arazi şekilleri, fotoğraf tutkunlarına ilginç görüntüler sunuyor. Isparta'nın keşfedilmeyi bekleyen ilçelerinden Uluborlu, MÖ 3. yüzyılda kurulmuş, Apollonia Mordion Antik Kenti'yle ön plana çıkıyor. Şüphesiz ilçenin tek zenginliği antik kent değil. Yine milattan önce inşa edilen kalesi de gezilmeye değer eserler arasında. 135 metre uzunluğundaki kalede üç burç bulunuyor. Ayrıca ilçenin dünyaca ünlü kirazlarının da tadına bakmak gerek. Tabii ki mevsiminde orada bulunulabilinirse...




« Önceki::